BARODAN HABERLER

AV. ATAL : "SULAR ALTINDA KALACAK İLK YER OLACAK"

625 görüntülenme
30/11/2017
AV. ATAL :

DANIŞTAY'DA 22.11.2017 GÜNÜ DURUŞMASI GÖRÜLEN AKKUYU NÜKLEER - ROSATOM ŞTİ. KAYNAKLI  OLDUĞU İLERİ SÜRÜLEN RADYASYON BULUTLARI TÜRKİYE'DEN GEÇTİ.

 

Eylül ayı sonunda Avrupa'yı alarma geçiren Rusya-Rosatom kaynaklı radyoaktif sızıntının Türkiye semalarından geçerek Avrupa'ya ulaştığı öne sürülmektedir.

 

Rusya kaynaklı (Rutenyum-106) radyoaktif izotop maddesi içeren bulutların, Türkiye'de, İstanbul ve Trakya bölgesi üzerinden geçerek Avrupa'ya ulaştığı iddiaları (http://www.hurriyet.com.tr/esrarengiz-radyasyon-bulutlari-istanbulun-uzerinden-gecti-40656909 )korku ve endişe yaratmıştır.

 

Hürriyet gazetesinde yayınlanan habere göre Rosatom Şirketine ait Rusya’nın Ural dağları doğusundaki Çelyabinsk ile Ozersk kasabalarındaki Mayak fabrikasında nükleer atıkların işlemden geçirildiğini ve Rusya’nın Meteoroloji Kurumu olay patlak verdiği ilk günlerde Çelyabinsk bölgesinde normalin 986 misli daha yüksek radyasyon ölçümleri yapıldığını ilan etmiştir.

 

Rusya'da yayın yapan openrussia.org sitesinde yer alan Metin Alexander Pavlov imzalı haberde, radyoaktif bulutların olası rotası verilirken  rotadaki radyoaktif bulutların Türkiye üzerinden Avrupa'ya gittiği görülmektedir.

 

Fransa Nükleer Güvenlik Enstitüsü 9 Kasım'da Avrupa genelinde radyoaktif kirliliğin arttığını duyurmuş, Rusya veya Kazakistan'daki bir nükleer tesiste sorun çıkmış olabileceğini açıklamıştı.

 

Rusya Meteoroloji Servisi ise, Ural bölgesinde Eylül ayı sonu ve ekim başında yapılan ölçümlerde yüksek oranda radyoaktif izotop "rutenyum 106" tespit edildiğini duyurmuştu.

 

ROSATOM SORUŞTURMA BAŞLATTI

 

Öte yandan Türkiye'deki Akkuyu Nükleer Santral Projesi'nin de ortağı olan Rusya'nın atom enerjisi kurumu Rosatom , Ural Dağları'nın güney bölgelerinde normal değerlerin 1000 katı düzeyinde radyoaktif kirliliğin oluştuğuna dair haberler üzerine soruşturma başlattığını açıkladı.Açıklamaya göre komisyon ayrıca Rusya ve Avrupa'dan bilimsel kuruluşları temsil edecek uzmanları da içerecek ve Rosatom soruşturması için tüm desteği sunduktan sonra kamuoyunu sonuçlar hakkında bilgilendirecek.

 

RADYOAKTİF KİRLİLİKLE İLGİLİ  AVRUPA VE RUSYA"DA ALARM VERİLİRKEN , RADYOAKTİF KİRLİLİĞİN SEBEBİ OLDUĞU İDDİA EDİLEN ROSATOM ŞİRKETİ ALEYHİNE AÇILAN  AKKUYU ÇED RAPORU İPTALİ DAVASININ DURUŞMASI   İSE 22 KASIM 2017 ’DE DANIŞTAY 14. DAİREDE  YAPILDI.

DURUŞMAYA BAROMUZ ÜYESİ VE TBB ÇEVRE KOMİSYONU ÜYESİ AV. İSMAİL HAKKI ATAL TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ ADINA  KATILDI.

 

Mersin'in Gülnar ilçesindeki Akkuyu'da yapılması planlanan nükleer güç santraliyle ilgili Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türkiye Barolar Birliği (TBB)'nin itirazı üzerine Danıştay'da açılan davanın duruşmasında   ilk olarak meslek birliklerinin dava dosyaları görüldü.

 

Türkiye Barolar Birliği Çevre Komisyonu’nun üyesi olan avukatlardan TBB adına Av. Arif A.Cangı ile  Av.İsmail Hakkı Atal,  TMMOB adına Av.Cömert Uygar Erdem ile Av. Nurten Yakış ve Türk Tabipler Birliği adına Av. Ziynet Özcelik itiraz dilekçelerini  yazılı ve sözlü olarak sundular.

 

UZMANLAR TEKRAR DİNLENDİ

 

Davacı kurumlardan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ile Türk Tabipler Birliği’nin (TTB), duruşmada dinlenecek uzmanlarca bilirkişi raporunun değerlendirilmesi talebi tartışma yarattı.

 

Bilirkişi raporuna itirazların davacı kurumlarca yapıldığını belirten mahkeme başkanı uzmanların dinlenmesi talebini kabul etti. Ancak heyet başkanı uzman değerlendirmelerini sık sık “Bunların hepsi malum”, “Bunları basında bizler de okuyoruz” gibi ifadelerle kesti.

 

Davacılar 11 Temmuz Bilirkişi İncelemesi’nde de Yargı tarafından atanan bilirkişilerin haricinde Nükleer Fizikçi Prof. Dr Hayrettin Kılıç’ın görüşlerinin dinlenmesi talebinde de ısrarcı olmuş ve bu ısrar neticesinde Prof. Dr Hayrettin Kılıç dinlenebilmişti. Salonda davalı Rosatom Şirketi tarafının Avukatı Salih Çelen ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Avukatı Zeynep Erben, Bilirkişi incelemelerinde olduğu gibi yine davacıların karşı tarafında yan yana yer aldı.

 

Mahkeme başkanı, ÇED raporunda da ele alınan , ve Türkiye Barolar Birliği Çevre Komisyonu üyesi  Av. Arif Ali Cangı tarafından ileri sürülen  ulusal güvenlik  , enerji güvenliği ile ülke  ekonomisi gibi konulardaki değerlendirmelerinse yargılama konusu olmadığını ileri sürdü.

ATAL : "SULAR ALTINDA KALACAK İLK YER OLACAK"

Türkiye Barolar Birliği Çevre Komisyonu üyesi ve Baromuz avukatı İsmail Hakkı Atal da mahkemeye ayrıntılı olarak küresel iklim değişikliğinin nükleer santrale olası etkilerini sundu.

 

Av. Atal, "Akkuyu Santrali denize oldukça yakın mesafede dolayısıyla suların yükselmesiyle ilk sular altında kalacak yer orası olacaktır. Diğer  yandan iklim değişikliği nedeniyle sayısı ve şiddeti artan iklim felaketlerinin  nükleer santraller üzerinden olası sonuçları  tüm insanlığı tehdit etmektedir. 2011 yılında Fukushima nükleer santrali faciasında tsunami nedeniyle deniz seviyesinin geçici olarak yükselmesi bütün Pasfik Okyanusunun zehirlenmesine neden oldu , okyanusun karşı kıyısında Kanada ve Amerika kıyılarında toplu balık ölümleri  oldu"  dedi.

 

Duruşmada, bilirkişi raporundaki çelişkiler ve hatalı değerlendirmeler ortaya konulurken, TMMOB avukatı Nurten Yakış ve Cömert Uygar Erdem tarafından  ÇED raporundaki sahteciliğe de dikkat çekildi. Nükleer santral projesinin yaratacağı riskler anlatılırken, davaya siyasetçilerin müdahale etmemesi gerektiği vurgulandı.

Davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da ÇED olumlu kararını savunan görüşlerini aktardı.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Nükleer de birilerini rahatsız ediyor. Rahatsız olsanız da, olmasanız da biz nükleer enerjiyi de yapacağız” sözlerinin üzerinden 24 saat geçmeden Danıştay 14. Dairesi’nde görülen Akkuyu Nükleer Güç Santralı duruşmasında Danıştay Savcısı ,"ÇED raporunda bir takım eksiklikler olduğunu ancak bu eksikliklerin raporun iptal edilmesini gerektirecek nitelikte  olmadığını "   ileri sürerek , davacıların Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) ‘olumlu’ kararının iptali isteminin reddedilmesi yönünde mütalaa verdi.

 

      Danıştay Savcısının mütalaasına tüm davacı avukatları katılmadıklarını belirtirken , Baromuz üyesi Av. İsmail Hakkı Atal " 5.12.2016 tarihinde yapılan keşifte de küresel ısınma ve iklim değişikliği riskine dikkat çektiklerini  ve keşiften sonraki  bilirkişi raporunda ise 15 akademisyen bilirkişiden oluşan heyetin  " iklim değişikliği nedeniyle deniz seviyesi yükselse dahi , bunun hiçbir zaman tsunami oluşturacak seviyeye ulaşmayacağı " şeklinde bir ifade kullandıklarını , böylece 15 kişilik bilirkişi heyetinin" küresel ısınma nedeniyle  kalıcı olarak deniz seviyesi yükselmesi riskiyle , deprem nedeniyle oluşacak geçici bir tsunamiyi birbirine karıştırdıklarını ve bu bilirkişi raporunun hiçbir şekilde hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek  Danıştay savcısının belirttiği eksikliklerin "kesinlikle kabul edilemeyecek eksiklikler olduğunu" belirtti.  

Danıştay 14. Dairesi’nin, birlikte görülen 13 dosya hakkındaki görüşünün Aralık ayı içerisinde belli olması bekleniyor. Hem davacı kurum ve yurttaşlar hem de davacı müdafileri heyete, projenin detaylarını ve taşıdığı bilinmezlikleri aktararak, siyasal irade baskısını görmezden gelerek karar verme çağrısında bulundu. Danıştay 14. Dairesi; kararını gerekçeli olarak daha sonra tebliğ ederek açıklayacaktır.

 

"AZICIK RADYASYON KEMİKLERE YARARLIDIR" YILLARI

 

Avrupa'daki alarmın Çernobil faciasını hatırlatması akıllara tabii ki dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral'i getirdi. Objektiflerin karşısına geçip, "Dinine, imanına inanan radyasyon var, demez" çayını 'fondipleyen' bakan, bundan 6 ay sonra radyasyonun varlığını kabul etmiş, ancak düzeyinin zararsız olduğunu söylemişti.

 

Hatta dönemin Başbakanı Turgut Özal dan "Radyoaktif çay daha lezzetlidir", darbe döneminin Cumhurbaşkanı Kenan Evren'den de "Azıcık radyasyon kemiklere yararlıdır" demişti.

 

Aral, yıllar sonra verdiği bir açıklamada çay içmesini Özal'ın "İç de millet rahatlasın" şeklinde kendisine telkin ettiğini kaydetmişti.

 

Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi, 1982-1992 yılları arasında bölgede kan kanseri oranında yüzde 286, kemik iliği kanseri oranında yüzde 250 ve çocukluk çağı kanserlerinde yüzde 250 oranında artış tespit etti.

 

Hopa'da Türk Tabipler Birliği tarafından Çernobil'in etkileriyle ilgili yapılan çalışmaya göre 2003-2006 yılları arasındaki ölümlerin yüzde 47.9'u kanser nedeniyle gerçekleşti.

 

RUTENYUM-106 NEDİR?

Radyoaktif bir izotop olan Rutenyum-106 maddesi radyoaktif bir izotop. Doğada kendiliğinden bulunmayan bu madde yalnızca atom parçalama işlemi sırasında ortaya çıkıyor.

Diğer Haberler