BARODAN HABERLER

BAROMUZDAN 19 YAŞINDAKİ MURAT ARAÇ'IN EMNİYETTE 'İNTİHAR' İDDİASIYLA İLGİLİ AÇIKLAMA.

613 görüntülenme
18/12/2017
BAROMUZDAN 19 YAŞINDAKİ MURAT ARAÇ'IN EMNİYETTE 'İNTİHAR' İDDİASIYLA İLGİLİ AÇIKLAMA.

BAROMUZDAN 19 YAŞINDAKİ MURAT ARAÇ'IN EMNİYETTE 'İNTİHAR' İDDİASIYLA İLGİLİ AÇIKLAMA.

ADANA BARO BAŞKANIMIZ AV. VELİ KÜÇÜK:

"GÖZALTINDA ÖLÜMDEN DEVLET SORUMLUDUR"

Adana Baro Başkanımız Av. Veli Küçük, Antalya Gazipaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün 3. katından atlayarak 'intihar' ettiği iddia edilen 19 yaşındaki Murat Araç'ın ölümüne ilişkin yazılı açıklamada bulundu.
Adana Baro Başkanımız Av. Veli Küçük, Murat Araç'ın, 15 Aralık günü Antalya'da "sahte kimlik bulundurmaktan" gözaltına alındığını, ancak avukatının emniyeti aradığında "böyle biri yok" denildiğini, önceki gün ise kardeşini görmeye gelen ağabeyine "kardeşin intihar etti, morgta" denildiğini ifade etti.

Av. Küçük, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamadaşunları söyledi:

"İçişleri Bakanı ise “intihar” iddiasında bulunarak ”Yakalanacağız zaman bu konuda böyle davranın” şeklinde örgüt talimatları olduğunu öne sürmektedir.
Murat Araç’ın babası ise,oğlundan iki buçuk aydır haber alamadığını belirterek, kayıp başvurusunda bulunduğunu belirtmiştir.

Ölüm “intihar” olarak kayıtlara geçirilse de ailesi ve biz hukukçular duruma şüpheyle yaklaşmaktayız. Bu konu artık tüm emniyet birimlerinde yer alan kamera kayıtlarının kamuoyu ile paylaşılarak anlatılabilecek içeriktedir. İntihar iddiasına konu olayın nasıl gerçekleştiği hakkında devletin ve emniyetin kamuoyunu aydınlatıcı ve tatmin edici bilgileri paylaşmak zorunluluğu bulunmaktadır. Olayın ciddiyeti ve vahameti bunu gerektirmektedir.
Üzeri örtülebilecek bir olay değildir. Devlet, gözaltında ve kontrolü altındaki hukuken kendisine emanet edilen şüpheliyi, onun yaşamını ve vücut bütünlüğünü korumakla mükelleftir.
Hiç bir veri ve görüntü dahil olmak üzere şeffaf ve denetlenebilir hukuk devleti ilkesinin unsurlarını taşımayacak şekilde, basit bir açıklamayla şüpheli ‘İntihar etti’ diyerek geçiştirmek ve kurtulmak mümkün değildir.
Emniyet tarafından hem hakkında 'terörist' iddiasında bulunulan, hem de karakolda tek başına, gözetim unsuru olmaksızın bırakıldığı belirtilen bir şüphelinin doğrudan kolluk güçlerinin müdahalesiyle veya ihmal ve sorumsuzluğu ile yaşamını kaybetmesi asla kabul edilemez.

Bugün artık herkesin bildiği üzere emniyet birimlerinde ve tüm karakolların her odasında kemaralı takip ve kayıt sistemi mevcut iken geçmişin karanlık dönemlerini ve adeta 12 Eylül günlerini anımsatan olaylar ve haberler günümüz Türkiye'sinde çok vahim ve üzücüdür.

Konuya ilişkin ağabey İlhan Araç, kardeşi için dün Jandarma tarafından arandıklarını ve kardeşlerinden bir kaç yıldır haber alamadıkları için, ilk başta inanmadıklarını belirtmektedir.
Akabinde babasının fotoğrafı görmesiyle gözaltına alınanın kardeşi olduğunu öğrenen ağabey Araç, kardeşinin 1998 doğumlu olduğunu ifade etmiştir.
Babasının kardeşiyle telefonda görüştüğünü, kardeşinin uzun bir aradan sonra babasıyla görüştüğüne sevindiğini söyleyen ağabey Araç, kardeşinin intihar girişiminde bulunma ihtimalinin mümkün olmadığını, sesinin de telefonda mutlu geldiğini anlatmış, kardeşinin başına ne geldiyse emniyet binasında geldiği iddiasında bulunmuştur. Ayrıca, otopsinin ardından kardeşini gördüğünü söyleyen ağabey, yüzünde ve gözünde morluklar olduğunu ve vücudunun diğer kısmına bakamadığını söylemektedir. Kafasında 16 ile 17 dikiş bulunduğunu, bunun otopsiden mi ? yoksa başka bir şeyden mi ? kaynaklandığını bilmediğini ifade etmiştir.
Bu unsurlar ve iddialar bile olaya şüpheyle bakılmasına yeterlidir.

Olayın emniyet güçlerinden gelen doğrudan fiil ve müdahale ile meydana gelmiş olmasının tespiti halinde devlet eliyle yapılmış bir 'cinayet' söz konusu olur. Geçmiş yıllarda ülkemizin karanlık günlerinde yaşanan ve çokça gündeme gelen gözaltında ölümler, kayıplar, işkenceler gibi yine içerisinden geçtiğimiz OHAL karanlığında böyle vahim olaylar yaşamak istemiyoruz.
Bu vakanın intihar olduğunun tespit edilmesi durumunda dahi, sorumlunun yine devlet olduğunu belirten Av. Küçük, “Diyelim ki gözaltındaki kişi intihar etti. Böyle bir durumda dahi devlet birinci derecede sorumludur. Çünkü gözaltındaki kişinin yaşamı,can güvenliği ve vücut bütünlüğünü korumak devlete aittir. Gözaltındaki kişi devletin koruması altındayken, devletin önceliği görevi yaşam hakkı başta olmak üzere temel haklarını koruyucu önlem almasıdır. Bu vahim olaydaki korkunç sonuç, ölümün şekli ve iddialar insan hakları konusunda karnesi zayıf olan ülkemizde yaşayan tüm yurttaşlar açısından da kaygı vericidir.” dedi.
Cenazenin Antalya’dan Şanlıurfa’ya getirilmesi için Ceylanpınar Belediyesinin nakil aracı ve taziye yeri vermemesinin de kabul edilemez olduğunu da ifade eden Av. Küçük, "Bu olay aydınlatılmalıdır. Türkiye'de kolluk birimleri başta olmak üzere şeffaf, denetlenebilir, güvenilir devlet idaresi ve kamu işyeliyişi istiyoruz. 'Burası Türkiye! Her şey olur!' algısının yok edilmesi için bu olay bir milat olmalıdır. Kamuoyuna saygıyla sunarım."

NE OLMUŞTU?

Gazipaşa İlçe Jandarma Komutanlığı’na bağlı Güney Karakolu ekipleri, Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde önceki gün yaptıkları yol uygulamasında bölge illerinden gelen bir yolcu otobüsünü durdurmuştu.
Yapılan GBT sorgusunda 19 yaşındaki Murat Araç isimli gencin sahte kimlik taşıdığı, “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla arandığı ve gözaltına alındığı ileri sürülmüştü.
Jandarmadaki işlemlerin ardından adliyeye sevk edilen Araç’ın savcılıktaki ifadesi ardından Alanya Emniyet Müdürlüğü TEM Şube’ye teslim edildiği öğrenilmişti.
Murat Araç’ın cenazesi otopsi için Antalya Adli Tıp Kurumu’na gönderilmişti.

Kardeşinin yüzünde ve gözünde morluklar olduğunu söyleyen ağabey Araç, vücudunun diğer kısmına bakamadığını kaydetmişti.

Diğer Haberler