BARODAN HABERLER

"KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN ÖNLENMESİNDE TOPLUMSAL ROLLER” KONFERANSI YAPILDI (24.11.2017)

188 görüntülenme
24/11/2017

Adana Barosu ile Adana Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi Kadın Meclisi tarafından 25 Kasım Dünya Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında ortaklaşa hazırlanan "Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesinde Toplumsal Roller" konulu konferans 24 Kasım 2017 Cuma günü 75. Yıl Sanat Galerisinde yapıldı.

Etkinliğe, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, Kent Konseyi Başkanı Ömer Güner Sazak, Adana Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Rahmi Pekar, Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Zeynep Cennet Ünal, Baromuz Saymanı ve Kadın Hakları Komisyonu Koordinatörü Av. İlknur Önal, Baro Yönetim Kurulu Üyemiz Av. Nevzat Elçi, Staj Komisyonu Başkanımız Av. Kezbannur Özşahin Aksu, Baromuz mensubu avukatlar ile sivil toplum kuruluşlarının başkanları ve temsilcileri katıldı.
Baro Başkanımız Av. Veli Küçük konferansın açılışında konuşma yaptı.
Av. Küçük, şunları söyledi: "Yargı bağımsızlığının yara aldığı, pek çok hukuka aykırılıkların yaşandığı OHAL ve KHK' ların gölgesindeki bu sıkıntılı dönemde; sizlerle beraber olmaktan çok mutluyum. Uluslararası hukukun bütün çabalarına rağmen, hem dünyada hem de ülkemizde çığ gibi büyüyen kadına yönelik şiddet, çağımızın bir utanç kaynağı olarak insanlık onurunu yaralamaktadır Son on yılda kadına şiddetin yüzde 1400 arttığı, çocuk gelin sayısının yükseldiği bir dönem yaşanmaktadır.

2016 VE 2017 YILI KADIN CİNAYETLERİ' İSTATİSTİKLERİ
Türkiye’de, dünya genelinde 10 milyonlarca kadın evden çalışma hayatına her yerde tacize uğramakta, şiddet görmektedir. 2016 'da toplam 328 kadın öldürülürken, 2017 yılının ekim ayına kadar geçen süre zarfında toplam 339 kadın öldürülmüştür.
"HER İKİ KADINDAN BİRİ ŞİDDET GÖRMEKTEDİR."

Bilimsel araştırmalara göre Türkiye’de her iki kadından biri eşinden veya birlikte yaşadığı erkekten şiddet görmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu’na göre ise ortalama 10 kadından dördü erkek şiddetine maruz kalmaktadır. Türkiye nüfusunun yarısını kadınların (31 Aralık 2016 itibariyle 39 milyon 771 bin 221 kadın ve kız) oluşturduğunu düşünürsek ve bu nüfusun üçte birini baz alsak bile yaklaşık en az 14 milyon kadın şiddete uğramaktadır.
Kadın bedeni üzerinden yapılan siyasetin, onların ne giyeceğine, kaç çocuk doğuracağına, nasıl doğuracağına müdahale ettiğine, öğrenci yurtlarının sosyal alanlarının, ortaöğretim kurumlarının yemekhanelerinin ayrıldığına, en sorumlu makamdakilerin karma eğitimin yanlış olduğunu söyleyebildiğine tanık olmaktayız.

"CİNSEL İSTİSMAR ÖNERİSİNE KARŞI MÜCADELE UNUTULMAMALIDIR"

Çok tartışma yaratan cinsel istismar önergesine karşı kadınların verdiği mücadele unutulmayacaktır Bu ülkenin, her siyasi düşüncesinden, her inançtan, etnik kökenden, mezhepten, sosyal katmandan kadınları birleşip çocuk istismarcılarına af getiren skandal kanun önergesinin çöpe atılmasını sağladılar. Bunu kadınlar başardı ve bu güç her zaman ortaya çıkmalıdır. Kadına karşı şiddeti, ayrımcılığı, istismarı bu topraklardan söküp atmak zorundayız. Kadının emeğinin, bedeninin, kimliğinin sömürülmesinin kökünü hep birlikte kazımalıyız.

KADIN - ERKEK EŞİTSİZLİĞİ

Bunun en önemli yansıması da kadın-erkek eşitliğinin belirlendiği 145 ülke arasında ne yazık ki Türkiye’nin 130. sırada yer almasıdır. Ülkemizde kadın sayısı, erkek sayısına bakıldığında neredeyse eşittir. Ancak yurttaşı temsil eden TBMM'ye bakıldığında bu eşitlik açık ara ihlal edilmiştir, keza mecliste tutuklu vekiller de göz önüne alındığında kadının temsili sadece 80 vekil ile yüzde 14.57 oranındadır. 1397 belediye başkanından sadece 39’u, 20.498 belediye meclis üyesinden sadece 2198’i kadındır, iş yaşamında da yönetici kadın oranının yüzde 26’yı oluşturmakta, ayrıca kadın yöneticiler erkeklere göre yüzde 25 oranında düşük ücret almaktadır.
Türkiye Barolar Birliği delege yapısında de ne yazık ki kadın delege oranı yüzde 20’ lerdedir. Adana Barosu 29. Dönem Genel Kurulunda Demokrat Avukatlar Grubu olarak girdiğimiz seçimlerde yüzde 40 olan pozitif ayrımcılık kotasını yaklaşık yüzde 44 olarak yerine getirmenin mutluluğunu yaşamaktayım. Dilerim diğer barolar da bu oran ve daha fazlası örnek alınır.
Kurtuluş Savaşının kadın kahramanlarından Fatma Seher, daha Cumhuriyet ilan edilmeden önce, 5 Temmuz 1923 tarihinde Tanin Gazetesi’ne verdiği röportajda “Bundan sonra erkek, kadın hep beraber çalışacağız” diyor ve devam ediyordu: “Ben çok iyi biliyorum ki, bugün Anadolu’da erkek ve kız bütün çocuklar okuyacak olurlarsa, Anadolu’nun hali değişecek. Türk’ün yüzü gülecek, işi düzelecek, bütün batıl inançlar kalkacak, Türkler yaşamaya başlayacaktır.”

Kız çocuklarının eğitim sorunları, tek bir çocuk eğitimsiz kalmayacak şekilde çözülmek zorundadır. Kız çocuklarının okumasını engellemek, onu en temel haklarından mahrum eden bir şiddettir. Öte yandan eğitimli kadınlarda bile şiddete uğrama oranının yüzde 27 olması ise ayrıca düşündürücüdür.
Yaşadıkları şiddeti kimseye anlatamayan kadınların oranı yüzde 48,5 olduğuna göre; şiddetin tahmin edilenlerden daha yaygın olduğu düşünülebilir.
Görülen o ki, çocuklarımızı ve kadınlarımızı daha doğrusu toplumumuzu şiddetten koruyabilmek için daha çok mücadele etmemiz gerekmektedir.
Şiddetin, eşitsizliklerin, insan hakları ihlallerinin son bulması dileğiyle, 25 Kasım Dünya Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Gününü bir kere daha kutluyor, hepinize saygılarımı sunuyorum.

” AV.COŞKUN:"ÖĞRENDİKLERİNİZ BURADA KALMASIN, ANLATIN..."

Daha sonra Adana Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Av. Deniz Eylem Coşkun 6284 sayılı kanunundan bahsetti. Av. Coşkun, “Kadına yönelik şiddet, kadın ve erkek arasındaki eşitsiz güç ilişkilerinden kaynaklanan bir ayrımcılık ve kadının insan hakları ihlalidir. Şiddet yasası şiddeti önleyici, saldırganları caydırıcı ve şiddete maruz kalan kadını, çocuklarını, yakınlarını ve şiddetin tanıklarını etkin biçimde korumak için düzenlendi. Örf, adet, namus, gelenek, dinsel inanış, şiddet gerekçesi olamaz.” dedi.
Av Coşkun, Baro olarak şiddet gören kadınlarımıza hukuki destek sağladıklarını, boşanma davası açan, şiddet gören kadınlara yönelik hak ve hukuklarını anlattı. “Biz bu yasanın yürürlüğe girmesi için çok mücadele verdik” diyen Av. Coşkun, devlet yetkilileri kadına şiddet mağduru ise yardım ve destek verme zorunluluğunu ifade etti. “Kadına yönelik şiddet olduğunu gördüğümüzde mutlaka ihbar edilmeli “diyen Av. Coşkun, toplumsal olarak kadına yönelen şiddetin önlenmesi için hep birlikte mücadele edilirse bilinçlenileceğini aktardı.
Av. Coşkun, “Şiddet mağduru kadınlara Valilik ve Kaymakamlık kreşlerine çocuklarını bırakarak iş imkanı sağlanabiliyor. Sizden ricam: Eve gidince eşinize, dostunuza, komşularınızla burada öğrendiğiniz bilgileri paylaşın. Bunu yapmazsanız Kadına yönelik şiddetin önüne geçemeyiz” diye konuştu.
AV. İKİKARDEŞ: "ÜÇ SIĞINMA EVİ VE 75 KİŞİLİK KAPASİTE OLMASI YETERSİZ"
Av. Muhal İkikardeş konuşmasında şunları söyledi: "Kadına yönelik şiddetin temel sorunlarından birisinin de mücadele veren gerek sivil toplum kuruluşları gerek kamu kuruluşları gerekse meslek kuruluşlarının başka pencerelerden bakmalarıdır. Ayrıca bugün her ne kadar şiddet türlerinden ve alınabilecek tedbir kararlarından bahsedilmişse de Adana gibi iki milyondan fazla kişinin yaşadığı bu büyük ilde sadece üç sığınma evinin bulunması ve sadece 75 kişilik bir kapasitenin olması yetersizdir. Bunun için gerekli çalışmaların yapılması ve sayıların artırılması, tedbir kararlarının uygulanması konusunda da kolaylıklar sağlayacaktır." dedi.

AV. AKTAŞ: "ŞİDDETİN ENGELLENMESİ İÇİN BİLGİLENMELİ VE BİLGİLENDİRMELİYİZ"

Adana Barosu Kadın Hakları Komisyonu Üyemiz Av. Gülseba Aktaş da, kadına yönelik şiddetle ilişkin gerek CEDAW' a gerekse İstanbul Sözleşmesi'ne taraf olan Türkiye, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık konusunda dünyanın en geri ülkelerinin arasında yer almakta ve hatta geçen yıllarla birlikte şiddet ve ayrımcılığın boyutlarının da giderek artmakta olduğunu aktardı.
Av. Aktaş, “Bu durum ortaya koymaktadır ki; Yasal mevzuatlarla getirilen düzenlenmeler çoğu zaman kağıt üzerinde kalmakta, kadına karşı şiddet ve bunun bir yansıması olan aile içi şiddetin engellenmesine yönelik uygulamada uzun ve kısa vadeli çalışmalar yapılmamaktadır. " dedi. Şiddetin uygulanması noktasında çok farklı yöntemlerle karşılaşıldığını belirten Av. Aktaş; şiddetin herkes tarafından uygulanabileceğini ve herkesin de şiddet mağduru olabileceğini belirterek, " Şiddet şiddeti doğurur. Şiddetle mücadele için öncelikle bilgilenmeli ve bilgilendirmeliyiz" diye konuştu.

Diğer Haberler