BAROMUZ

TBB ve BARO BAŞKANLARI, HATAY MİLLETVEKİLİ SEÇİLEN Av. CAN ATALAY’IN TAHLİYE EDİLMEMESİ NEDENİYLE ANAYASA MAHKEMESİ ÖNÜNDE BASIN AÇIKLAMASI YAPTILAR "Av. CAN ATALAY'IN GÖREV YERİ TBMM'DİR"

görüntülenme
28/09/2023

TBB ve BARO BAŞKANLARI, HATAY MİLLETVEKİLİ SEÇİLEN Av. CAN ATALAY’IN TAHLİYE EDİLMEMESİ NEDENİYLE ANAYASA MAHKEMESİ ÖNÜNDE BASIN AÇIKLAMASI YAPTILAR

"Av. CAN ATALAY'IN GÖREV YERİ TBMM'DİR"

08.09.2023

14 Mayıs 2023 tarihinde yapılan 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri’nde Hatay Milletvekili seçilen ve halen Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan Av. Can Atalay’ın tahliye edilmemesi, TBB ve 54 Baronun çağrısıyla, çok sayıda avukatın katılımıyla Ankara’da, Anayasa Mahkemesi önünde basın açıklaması yapıldı. Ortak basın açıklamasında Anayasa Mahkemesi’ne Anayasaya aykırılığa, dolayısıyla hukuksuzluğa son vermesi çağrısı yapıldı.

Adana Baro Başkanımız Av. Semih Gökayaz, Yönetim Kurulu Üyemiz Av. Nevzat Elçi, TBB Delegemiz Av. Filiz Feyhan Aksoy Karakoç ile katıldığı eylem Anayasa Mahkemesi karşısında gerçekleştirildi.

Basın açıklamasını Av. Can Atalay’ın milletvekili seçildiği Hatay’ın Baro Başkanı Av. Hüseyin Cihat Açıkalın okudu.

Av. AÇIKALIN: "CAN ATALAY'IN GÖREV YERİ TBMM'DİR"

Av. Açıkalın, açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Anayasa Mahkemesi’nden beklentimiz, yerleşik haldeki Anayasa’nın 14’üncü Maddesi içtihadına uygun olarak Av. Can Atalay başvurusunu ivedilikle görüşmesi ve hak ihlaline bir son vermesidir.

Seçilmiş milletvekili olan Av. Can Atalay’ın hala Silivri cezaevinde tutuklu bulunması hukuken kabul edilemez.

Av. Can Atalay’ın görevi depremde ağır hasar gören Hatay’ın mücadeleci bir milletvekili olarak Hatay’ın yaralarını sarmak için yasama faaliyeti olup görev yeri de TBMM’dir. Başta Hatay Barosu olmak üzere tüm Barolar ve meslektaşları olarak Av. Can Atalay’ın görevi başına dönmesi için yorulmaksızın Anayasa Mahkemesi önündeki başvurunun takipçisi olacağız” dedi.

Av. SAĞKAN: “SEÇMEN İRADESİ YOK SAYILMAKTIR”

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, "Meslektaşımız Can Atalay’ın seçilmiş bir milletvekili olduğu ve hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadığı unutulmamalıdır. Anayasa’nın 83’üncü maddesine göre seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili Meclis’in kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz, yargılanamaz" dedi. Seçilmiş bir milletvekilinin yasama faaliyetine katılmasını engellemenin hem seçilme hakkını hem de seçmenin iradesini yok saymak olduğunu dile getiren Av. Sağkan, "Atalay’ın olması gereken yer demir parmaklıkların arkası değil, milletin Meclisidir" dedi.

Av. GÖKAYAZ: “SEÇİLME VE YASAMA HAKKI GASP EDİLEN MESLEKTAŞIMIZ Av. CAN ATALAY, DERHAL SERBEST BIRAKILMALIDIR.”

Baro Başkanımız Av. Semih Gökayaz, burada yaptığı açıklamada;

“Mesleğimizle ve Barolarımızla bugün bir kez daha onur ve gurur duydum. Aladağ’da, Çorlu’da, Hendek’te, Soma’da ve daha birçok yerde halkın hakkını hukukunu savunan Av. Can Atalay için TBB Başkanımız, Baro Başkanlarımız ve meslektaşlarımız bugün Milletvekili seçilmesine rağmen yasama faaliyeti engellenen Av. Can Atalay’ın hakkını hukukunu savunmak üzere Anayasa Mahkemesi’nin önünde basın açıklaması yaptık. Başkanlarımız ve meslektaşlarımız, tam bir ahde vefa örneği göstermiştir. Seçilme ve yasama hakkı gasp edilen meslektaşımız Av. Can Atalay derhal serbest bırakılmalıdır.” dedi.

Açıklamanın ardından oturma eylemi yapıldı. Oturma eylemi sırasında “Can Atalay’a özgürlük” sloganları atıldı.

BASIN AÇIKLAMASI TAM METNİ

14 Mayıs 2023'de yapılan 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri’nde Hatay Milletvekili seçilen ve halen Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan meslektaşımız Şerafettin Can Atalay, seçim sonuçlarının kesinleşmesine ve yargılama sürecinde avukatları tarafından defalarca başvuru yapılmasına rağmen tahliye edilmemiştir.

Av. Ş. Can Atalay’ın tahliye talebi bugün Anayasa Mahkemesi’nin önündedir.

Av. Ş. Can Atalay, birçok toplumsal davada, Soma Ermenek ve Hendek iş cinayetlerinde yaşamını yitiren maden işçilerinin, Aladağ’da tarikat yurdunda çıkan yangında ölen kız evlatlarımızın, Çorlu’da, yetkililerin ve sorumluların ihmali neticesinde meydana gelen tren kazasında yitirdiğimiz yurttaşlarımızın ailelerinin avukatlığını üstlenmiş, maddi gerçeğin ortaya çıkması ve sorumluların cezalandırılması için mesleğini onurla ifa etmiş ve edecek olan bir meslektaşımızdır.

Bugün, Av. Ş. Can Atalay’ın tahliyesini talep ederken, hakkında mahkûmiyet kararı verilen yargılama sürecinde yaşanılan hukuksuzlukları da hatırlamamız gerekiyor.

Yapılan ilk yargılamada, meslektaşımızın da aralarında bulunduğu tüm sanıklar hakkında beraat kararı verilmişti. Beraat kararı veren İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti dağıtılıp yeni bir heyet oluşturuldu.

Birden fazla hak ihlali tespit eden ve bağlayıcı nitelikteki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin emsal nitelikteki kararı tanınmadı. Oluşturulan yeni mahkeme heyeti, FETÖ üyesi iddiasıyla hakkında yakalama kararı bulunan bir savcı tarafından yürütülen soruşturmada toplanan yasa dışı delillere itibar ederek ceza kararlarına hükmetmişti.

Mahkûmiyet kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi tarafından yerinde bulundu ve dosya halen Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nde temyiz aşamasındadır.

Meslektaşımız Av. Şerafettin Can Atalay, 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinde Hatay Milletvekili olarak seçilmiş ve mazbatasını almıştır. Halen tutuklu bulunan Av. Ş. Can Atalay’ın yasama dokunulmazlığı nedeni ile derhal tahliye edilmesi gerekirken; tahliye talebi, Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından reddedilmiştir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin ret gerekçesinden Anayasa Mahkemesi kararlarını esas alarak hüküm kurmadığı anlaşılmaktadır. Oysa Anayasa Mahkemesinin birçok kararında vurguladığı gibi, “Anayasa maddelerinin nihai yorum yetkisi Anayasa Mahkemesine aittir.” Anayasa Mahkemesi de, 2021 yılında (Ömer Faruk Gergerlioğlu [GK], B. No: 2019/10634, 1/7/2021) ve 2022 yılında (Leyla Güven [GK], B. No: 2018/26689, 7/4/2022) verdiği iki farklı kararda “Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar” ibaresinin kapsamına hangi suçların girdiği konusunda belirlilik ve öngörülebilirlik bulunmadığı sonucuna ulaşmış ve bu temelde sürdürülen tutukluluk tedbirlerinin Anayasa’ya aykırı olduğunu tespit etmiştir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin AYM içtihadına aykırı olarak verdiği hak ihlali niteliğindeki Av. Ş. Can Atalay kararına karşı Anayasa Mahkemesi’ne adil yargılanma hakkının, seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği gerekçesi ile tedbir istemli bireysel başvuruda bulunulması nedeni ile bugün buradayız.

Bugün Anayasa Mahkemesi’nin önünde basın açıklamasında bulunmamızın sebebi; Anayasa Mahkemesinin bu hak ihlallerine dur diyeceğine, meslektaşımız Can Atalay’ın bir an önce çıkacağına dair inancımızdandır.

Seçimler ve siyasi haklar Anayasa’nın 2. maddesinde ifadesini bulan demokratik devletin vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi haklar, seçimlerde oy kullanma, aday olma ve seçilme haklarının yanında siyasi faaliyette bulunma hakkını da kapsar. Anayasa Mahkemesinin 2013 tarihli Mustafa A. Balbay başvurusuna ilişkin kararında da (Başvuru Numarası: 2012/1272) ifade edildiği üzere “Seçilme hakkı sadece seçimlerde aday olma hakkını değil, aynı zamanda seçildikten sonra milletvekili olarak parlamentoda bulunma hakkını da ihtiva etmektedir. Bu da hiç kuşkusuz, kişinin seçildikten sonra milletvekili sıfatıyla temsil yetkisini fiilen kullanabilmesini gerektirir. Bu bağlamda, seçilmiş milletvekilinin yasama faaliyetine katılmasına yönelik müdahale, sadece onun seçilme hakkına değil, aynı zamanda seçmenlerinin serbest iradelerini açıklama hakkına da yönelik bir müdahale teşkil edebilir.”

Anayasa’nın 83. maddesine göre “Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclis’in kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz.” Bu dokunulmazlığın amacı yasama organı üyelerini, görevlerini tam olarak yerine getirmelerini engelleyecek gereksiz suçlamalardan korumaktır. (AYM, E. 1997/73, K. 1997/73, K.T: 30.12.1997)

Her ne kadar, Anayasa’nın 14. maddesinde belirtilen durumlar dokuulmazlık kapsamı dışında tutulmuşsa da Anayasa Mahkemesi’nin Gergerlioğlu, Güven, Berberoğlu kararlarında altı çizildiği üzere ‘Bir milletvekili hakkında seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olsa dahi hakkındaki suç isnadı anayasanın 14. maddesinde durumlar kapsamındadır denilerek yargılamaya devam edilemez, tutuklanamaz. Anayasa'nın 14. maddesindeki durumların kapsamına hangi suçların girip girmediği belirsizdir. Ve bu belirsizlik yargı organları tarafından giderilemez.'

Anayasa Mahkemesi'nin geçmiş tarihli bu kararlarına karşın Atalay'ın tutukluluğunu devam ettiren Yargıtay 3.Ceza Dairesi kararı açık bir Anayasa ihlalidir. Bir hukuk devletinde yargı makamları dahil olmak üzere herhangi bir kurum veya kişi beğenmediği ya da uygun görmediği bir yasa hükmünü yanlış bulduğunu söyleyebilir fakat hukuk devletinde mahkeme kararlarına uymama söz konusu olamaz.

AİHM içtihatları doğrultusunda meslektaşımızın tahliye edilerek seçmenlerinin iradesine uygun şekilde yasama görevine bir an önce başlaması demokratik hukuk devletinin bir gereğidir. Av. Ş. Can Atalay, seçilmiş milletvekili olarak halen Silivri cezaevinde tutuklu bulunması hukukun açıkça çiğnendiğinin bir kanıtıdır.

Anayasa Mahkemesi’nden beklentimiz, yerleşik haldeki Anayasa’nın 14’üncü Maddesi içtihadına uygun olarak Av. Ş. Can Atalay başvurusunu ivedilikle görüşmesi ve hak ihlaline bir son vermesidir.

Seçilmiş milletvekili olan Av. Ş. Can Atalay’ın hala Silivri cezaevinde tutuklu bulunması hukuken kabul edilemez.

Av. Ş. Can Atalay’ın görevi depremde ağır hasar gören Hatay’ın mücadeleci bir milletvekili olarak Hatay’ın yaralarını sarmak için yasama faaliyeti olup görev yeri de TBMM’dir. Başta Hatay Barosu olmak üzere tüm Barolar ve meslektaşları olarak Av. Ş. Can Atalay’ın görevi başına dönmesi için yorulmaksızın Anayasa Mahkemesi önündeki başvurunun takipçisi olacağımızı tüm kamuoyuyla saygıyla paylaşırız.

 

Diğer Haberler